ADLER'İN AİLE TERAPİSİ

Adler’ e göre insan davranışları amaca yönelik ve etkileşimseldir. Bütün bireyler ve toplumlar bütüncüldür ve birey sosyal sistemdeki davranışları doğrultusunda önem kazanır. En temel sosyal sistem ailedir ve bu aileden birey nasıl davranılacağını ve başkalarıyla nasıl etkileşim kuracağını öğrenir. Ailelerdeki sorunlar ya da işlevsiz durumlar, aile içinde kişi cesaretlendirilmediğinden ya da aile içinde az kabul gördüğünden kaynaklanmaktadır. Tedavi süreci, gelişim ve değişimi destekleyen eğitimleri vurgular. Adler tarzı aile terapilerinde, terapist aile sistemi içindeki etkileşimleri ve kişilerarası değişimleri vurgular. Aile dinamikleri, aile sistemi içindeki yapısal ve işlevsel birçok çeşitli kavramın karşılıklı etkileşimlerini kapsar.

Adler Tarzı Psikolojinin Temel Kavramları

Bu yaklaşımda birey en iyi, bağlı bulunduğu sosyal yapı içerisinde anlaşılabilir ve izole bir şekilde çalışılamaz. Adler tarzı terapistler, insan davranışlarının arkasında yatan görünümlere bakarlar ve bireylerin önemli amaçlarına ulaşmak için neler yaptıklarını açığa çıkarırlar. Sosyal ilgi, amaca yönelme, özel mantık, bütüncüllük, seçimler ve sonuçlar, cesaretlendirme Adler tarzı kavramlardandır.

Toplumsal İlgi

Adler tarzı kavramlar içerisinde ‘Bütün insanların bir değere ve bir yere ait olmaya ulaşmak için çaba gösterir’ seklindeki ifade en önemli ifadedir. Toplumsal ilgi bağlamında, bütün insani sorunlar aslında toplumsal bir sorundur. Bireyin kendi içindeki ve çevresindeki etkileşimler önemlidir. Adlerciler için bütün davranışların toplumsal açıdan bir önemi vardır. Bu durum, bizim üstünlük ya da aşağılık duygularını geliştirdiğimiz ve yararlı ya da yarasız davranışlarla cevap verdiğimiz, toplum tarafından toplumun bir üyesi olarak kabul edilme ihtiyacımızdan kaynaklanmaktadır. Toplumsal ilgi (topluluk duygusu olarak da geçer), sosyal dünyada insanın nasıl etki ettiğini ölçer. Adler’in en özel katkısı ‘sosyal entegrasyon ’dur. Bireyde neler olup bittiğini anlamak için, bireyin nasıl geliştiğini, nasıl değiştiğini, nasıl bağ kurduğunu, neyin onu insan yaptığını düşünmek gereklidir.

 

Özel  Mantık (Private Logic)

Adler tarzı terapistler, danışanın ‘öznel gerçekliği’, ‘özel mantığı’ ya da ‘algısal şemalarıyla’ uğraşırlar. Gerçeklik, her bireyin kanısı-izlenimi ve algısıdır seklinde tanımlanır.  Bireyler yaratıcı bir şekilde mantıklarını ve duygusal yapılarını kullanarak çevreyi yorumlarlar, sonuçları oluştururlar ve amaçları seçerler. Bu nedenle, terapistler bireylerin yaşamdaki amaçlarına doğru ilerlerken kullandıkları çeşitli davranışları anlamak için onların kendileri ve sosyal dünya hakkındaki bakış açılarını ve tutumlarını değerlendirir.

Amaca Yönelme

Adler’in sosyo-teleojik yaklaşımına göre insanoğlu kendini gerçekleştirmeye doğru giden sorumlu ve mantıklı bir varlıktır. Amaçlar, bir kişinin, yaşadığı çevrenin şartlarının değerlendirmesiyle oluşturulur. Bu değerlendirme, kişinin harekete geçmesi için bir istek verir. Bir birey kendi mantığını ve duygusal yapısını kullanarak çevreyi yorumlar, sonuçları oluşturur ve amaçları seçer. Bu bir bireyin neden farklı ve tek-özel olduğunu açıklar. Ayrıca bir birey aşağılık duygusunun üstesinden gelmek ve kendi ideallerini ya da bazen hayali amaçlarını elde etmek için çalışır.

Bir bireyi anlamak için bu amaçlara ulaşmada bireyin kullandığı hedefleri ve stratejileri araştırmamız gerekmektedir. Birey, kendi hayali kusursuzluğun ne olduğunu kavramadığı için ulaşılmaz hale gelen ve dört tane yanlış yönlendirilmiş hedef bu durumla bağlantılıdır: 1) aşırı dikkat, 2) güç savaşı, 3) intikam ve 4) çekilme. Terapinin görevi, bireyin hedeflerini, elverişli ve yapıcı hedeflere doğru yeniden yönlendirmektir. Burada umut edilen, bireyin amaçları doğru bir şekilde değerlendirildikten ve yeniden yönlendirildikten sonra, bireyin yanlış davranışlarına son vereceğidir.

Yaşam Tarzı

Yaşam tarzı’ bir kişinin düşünme tarzına, hareketlerine, sosyal yaşamın durumlarına (örneğin, iş, aşk, arkadaşlık) cevaben hissedilen duygulara yön veren kendilik ve dünya hakkındaki öznel bakış açısıdır. Bir bireyin yaşam tarzının gelişimi bilinçdışı kalır fakat bir kişinin bütün mantığını ve duygusal kapasitesini kullanmasını gerektiren sorunlar ya da zorluklarla karşılaştığında bu yaşam tarzı görünür olmaya başlar. Adler tarzı psikoloji literatüründe, her ne kadar Adler’in temel ilgisi bu tarz tipolojiler üzerine olmasa da yaşam tarzının çeşitli tipolojilerini belirtmiştir. Örneğin, Adler, sosyal ilginin dört tutumunu tartışmıştır: hükmetmek, almak, kaçınmak ve sosyal anlamda tamamen yararlı olmak (Adler, 1979). Mosak (1977), memnun eden (plase), alan (getir) ve kontrol eden (kontroller) gibi tipler tanımlamıştır. Sonstegard ve Bitter (2004), Adler tarzı kişilik öncelikleri ile Satir ’in İletişim tutumları arasındaki ilişkiye dikkat çekmiştir. Adler-Satir karşılaştırmalı tipler; teskin eden-memnun eden, suçlayıcı -değerli, süper-mantıklı-kontrol, alakası-ilgisiz (dikkati dağıtan)-rahatlatan şeklindedir. Adler tarzında olanlar için bireyin yaşam tarzı gözlenebilir ve bu onun olası davranışlarına yol açar. Adler tarzı terapistler doğum sırasını, önceki hatıraları, aile dizemlerini, aile atmosferini, aile değerlerini ve toplumsal cinsiyet esaslarını anlayarak tamamlanan yaşam tarzı analizi ile bilgi toplarlar.

Seçimler ve Sonuçlar

Her insan sosyal yaşamda olan her duruma karşı tepkilerini sorumluluk duyarak ve özgür bir biçimde seçebilir. İnsanoğlu sabit bir amaca ulaşmak için belli bir şekilde uğraşır. İnsanlar, kendi kendilerini yönelten, yaratıcı, karar verebilen ve sonuçlarına katlanabilen bir yapıdadır. Adler tarzı bakış açısında, birey kendi kalıtım ve çevresinin sınırları içinde bağımsızdır ve sorumluluk sahibidir. Birey kendi karar verme sürecini anlayabilir. Bu durumu aile terapisine uyguladığımızda seçim ve sonuçlar kavramları, genellikle demokratik ve otokratik kişilerarası ilişkiler, aile atmosferi, bakim verme yöntemleri, doğal ve mantıksal sonuçların yaratıcı bir şekilde kullanılması gibi pratik uygulamalara yol açar.

Bütüncülük

İnsanoğluna bütüncül bakış açısıyla yaklaşma ilkesi Gestalt ve Sistem Teorisinin görüsünü yansıtır: ‘Bütün kendisini oluşturan parçaların toplamından fazladır’. Adler tarzı yaklaşımı olanlar bilirler ki birey birleştirilmiş bir bütün olarak amaca doğru ilerler. Birey, kendisinin bilişsel ve duygusal yapısı, hedefleriyle ilgili olan ve yaşama bakış açısını yansıtan davranış görünümleri değerlendirerek anlaşılabilir. Hiçbir insan ‘bölünemez’ ve insanları anlama amacıyla da çeşitli kısımlara ayrılamaz.

 

Cesaretlendirme

Kişiler kendi ideallerini kovalarken ya da yanlış yönlendirilmiş hedefleri takip ederken zaman zaman cesaretsiz olurlar. Cesaretlendirme, Adler tarzı terapilerde terapistlerin yanlış yönlendirilmiş hedeflerle ilgili zorluk yaşayan aile üyelerine yardım etmede ve değişimi mantıklı bir şekilde oluşturmada kullandıkları önemli bir araçtır. Terapist cesaretlendirme kısmında, danışana yeni yönleri görmesi ve harekete geçmesi için cesaret verir ve onu güçlendirir. Cesaretlendirmeyle, Adler tarzi aile terapistleri, cesareti kırılmış bireyler için sosyal ilgide hareketli olma ile hayatta anlamı ve amacı yaratma sürecini kolaylaştırırlar.

Adler Tarzı Prensiplerin Aile Terapisine Uygulanması

Aile terapisi süreci bütün insanların sosyal olarak bütünleşmiş olduğu ve sosyal sistemlere ait olma durumuyla kişisel değerlerini aradıkları bilgisiyle baslar. Terapideki aile üyeleri arasındaki çoğu sorun, yabancılaşmayla ilişkili bazı durumları ya da az değer verildiği ve onaylandığı hissini yansıtmaktadır.

Güç dürtüsü hem bireyin hem de ailenin gelişme ve korunma ihtiyacı tarafından ortaya çıkmaktadır. Terapist, hedeflere ulaşmak için kullanılan yöntem ve davranış süreçlerini izler. Terapist bireyin inançları ve hedeflerini anlamaya baslar. Sosyal ilgi olduğunda, dürtü, diğerlerini korumaya yönlendirilir ve davranışlar daha yapıcı olabilir. Eğer sosyal ilgi gelişmemişse güç, başkalarının karsısında ya da onlardan uzak olabilir. Ailelerin karşılıklı bağlılıkları bir diğeriyle ilgili, organize olmayı ve birlikte çalışmayı öğrenmeyi gerektirir. Terapinin temel odağı, sosyal ilgiyi geliştirmek ve yabancılaşmanın üstesinden gelmektir.

Davranış, kişilik ve her bir bireyin gruptaki yerinin, aile ilişkileri içerisinde yarabildiği ve tanımlandığı gözlenir. Bu da hem bireyin hem de ailenin yaşam tarzına yol açmaktadır. Ailenin soyla ilgili mirası şimdiki ailenin ve üyelerinin yaşam tarzını etkiler. Yaşam tarzı, inançları, değerleri, hedefleri ve bu hedeflere ulaşmanın ne anlamı olduğunu içerir. Terapist, aileye bu yaşam tarzını anlamada ve değerlendirmede yardımcı olmalıdır.

Ailevi etkileşimler; hedefler, yaşam tarzları ve her bir birey ve ailenin bir bütün olarak özel mantığı tarafından yönlendirilirler. Terapist hem aileyle bir bütün olarak hem de aileyi yaratan üyelerle bireysel çalışmak zorundadır. Aile, kendi üyeleri arasındaki etkileşimden oluşan ayrı ve dinamik bir birimdir. Aile, bütün üyelerinden farklı bir birliktir. Aile etkileşimleri toplumdaki temel değerler, farklılıkları müzakere etme ve üyeler arasında yaşamak, gelişmek ve değer görmek için oluşan bağlılık tarafından yönlendirilir. Aile içindeki bireyler arasındaki farklılıklar, müzakere edilerek ve işbirliği yapılarak ailenin gelişmesini sağlar. Tekrarlayan sorunlar belirip güçlü bir tartışma ortaya çıkmasından dolayı gerginlik ve stres arttığında, birbirinden uzak durma/soğuma yerini alır. Bu noktada terapist farklılıkların tartışılmasını öğreten bir modele ihtiyaç duyar. Aile üyeleri sistemdeki hem biyolojik hem de varsayılan roller ve yerleri tutarlar. Doğum siyasi, toplumsal cinsiyet ve ailenin soyu biyolojik rollere örnektir. Varsayılan rollere, iyi çocuk, girişken, arabulucu, günah keçisi olma örnek olarak verilebilir. Her insan kendi öznel algıları, kişisel hedef ve başarılını temel alarak varsayılan rollerini yaratırlar. Birey, başkalarında kendi algılarına ve hedeflerine uygun olan karşılıklı davranışları ortaya çıkarmaya uğraşır. Aile de bir birlik olarak üyelerine onların hedefleri doğrultusunda roller tayin eder. Gerçek roller, işbirliği, çatışma, müzakere etme sonucunda ortaya çıkar.

Hayattaki zorluklarla başa çıkma ve problem çözme tarzlarının bir kısmi, ritüellerin, mitlerin ve kuralların gelişmesiyle oluşan aile yaşam tarzlarından ortaya çıkmaktadır. Bunlar zaman içerisinde devam eden örüntüler ve davranış temaları olarak ifade edilirler. Ritüele örnek olarak, bir aile üyesinin doğum günü olduğunda bütün ailenin bir araya gelmesi örnek olarak verilebilir. Bu durumun genel miti ‘Kan sudan daha kalındır-belirgindir’ ve ‘Yabancılardan daha çok ailene güvenmelisin’ dir. Bu mitle tutarlı olan genel kural ise ‘Birbirimize sıkıca sarılmalı, destek olmalıyız” şeklinde olabilir. Bununla birlikte semptom atik davranış, yeniden düzenlenmesi ve değişmesi gereken ritüel ve mitleri kapsar.

Varsayılan değerler ve beklentiler aile üyeleri üzerindeki talepleri yükseltmektedir. Ayrıca bu değer ve beklentiler bir ilişkinin nasıl tatmin edici olabileceğini ve hangi ilerlemelerin ortaya çıkacağını ölçmek için gereken kriterler seklinde çalışmaktadırlar. Örneğin benim çocuğum çok zeki ve onur sınıfında olmalı. Eğer o onur sınıfında olmazsa ben hayal kırıklığına uğrarım ve onu cezalandırırım. Terapist de bu noktada aileye bu tarz beklentilerin belirlenmesi, açıklanması, tartışılması ya da değiştirilmesi için yardımcı olur.

Ailedeki üniteler/üyeler bir bütün olarak düzenlenmiştir. Her bir aile üyesi sistemin ihtiyaç duyduğundan daha fazla ya da farklı bir şekilde sisteme katkıda bulunur. Sistem bozulduğunda, onu yeniden organize etmek ve rahatlatmak gerekir. Örneğin, üretken bir akla sahip olan bir kişi, herkesin isteklerini yok sayarak kendi sabit düşünceleri ve istekleri doğrultusunda davranmaları konusunda ısrar ederse, aile ya bu aile üyesini patron ya da lider olarak onaylar ya da ona bu davranışları nedeniyle bazı limitler koyarak kendi ihtiyaçlarını ve isteklerini de sürdürür. Terapist aileye, her bir aile üyesinin ailenin bütününe anlamlı bir katkı yapması için aileyi yeniden organize etmesine ve ailenin her bir üyesinin gelişimine katkıda bulunmasına yardım eder.

Aile dizemleri, kalıtsal olarak her bir aile üyesinin aile içindeki yerini ve her birinin rollerini ve ilişkilerini tanımlar. Kendi ailesinin ve dünyanın öznel bakış açısı, kişinin bulunduğu konumla bir anlamı vardır. En yaşlı ya da en genç olmak, bir aile ya da çocuk olmak, işsiz ya da ekonomik olarak bağımsız olmak önemlidir. Bir kişinin konumunu bilmek terapiste o kişinin davranışları ve ilişkileri hakkında önemli ipuçları verir. Ailedeki konumu yeniden organize etmek davranışı ve ilişkileri değiştirecektir.

Walsh ve Mcgraw (1996)’ a göre aile, dokuz dinamik özellik etrafında etkileşimde bulunur.

Güç: Aile ve ailenin her bir üyesi belli bir çizgideki hedefler doğrultusunda hareket eder. Ailenin mekanizması, karar verme, manipülasyon ve müzakere etmeyi içeren herhangi bir güç ile bu hedeflere yönlenirler.

Sınırlar ve Yakinlik: Aile bireyleri arasındaki fiziksel ve duygusal yakınlığın ve aileye dahil etmenin ya da dışlamanın derecesidir.

Koalisyon: İki ya da daha fazla insanın karşılıklı destek olmak ya da diğerlerine karşı gelmek için birleşmesidir. Bu anlaşmalar açık anlaşmalar ya da gizli koalisyonlar seklinde olabilir.

Roller: Sosyal sistemin üyelerinin bir diğerinden beklediği karşılıklı sosyal davranış örüntüleridir.

Kurallar: Ailede bir davranışın kabul edilebilir ya da kabul edilemez olduğuna karar veren içsel ya da dışsal rehberlerdir. Kurallar ailedeki değerler sistemiyle ve değişik rollerin birçoğuyla ilişkilidir. Doğal ya da mantıksal sonuçlar doğru bir geribildirim sağlamaktadır.

Tamamlayıcı ve Farklılıklar: Ailedeki benzer olmayan roller karşılıklı bir birliktelik süreciyle entegre edilebilir. Sitemdeki aile üyeleri arasındaki bireysel farklılıklar tez ve anti-tezlerin etkileşimine yol açar ve değişmez bir şekilde yeni bir sentez ile sonuçlanırlar.

Benzerlikler: Ortak dili ve deneyimler sonucu oluşan ortak algıyı içeren ailenin nitelikleri ailenin bağlılığını ve kimliğini geliştirir.

Mitler: Ailenin gerçeklikle ilgili öznel temsili modelidir. Ailedeki kurallar ve roller ailenin mitlerinden ortaya çıkar.

İletişim Örüntüleri: Sözel ve sözel olmayan iletişimler ailedeki etkileşimlerin temelini oluştururlar. Çift yönlü mesajlara, bilgi vermemeye ya da aşırı genelleştirmeye bağlı hatalı İletişim, sistemde yanlış anlaşılmalara ya da sorunlara yol açabilir.

Adler tarzı aile terapisini özetleyecek olursak objektif bir gözlemciye nasıl görünürse görünsün, davranışın ailedeki özel mantık çerçevesi içerisinde bir anlamı vardır. Davranış amaca yönelik ve hedef-yönelimli olduğundan dolayı, terapist, katılımcının hedeflerini ve bu hedefleri destekleyen algılarını ve onun için davranışın yegâne anlamını dikkatlice incelemelidir. Tedavi, danışanın hatalı bir şekilde olan davranışlarını gözlemlemesinde, davranışlarının nedenini anlamasında ve hedeflerini ya da hedeflerine ulaşmanın ne anlama geldiğini keşfetmesine yardımcı olma üzerine temellenir. Davranış için yeni seçenekler daha sonra belirlenir, yaratılır ve uygulanır.

Terapist aileyi ve kendisini içeren yeni bir sistem yaratır. Yeni sistem, terapist kendi deneyimlerini temel alarak, gruptaki öncelikli lider için varsaydığı rolleriyle birlikte demokratik ilkelerle bağlantılı bir şekilde organize edilir. Yukarıda bahsedilen bütün demokratik ilkelerin hepsi de bu yeni sisteme uygulanır.

Değerlendirme ve Tedavi

Adler’in aile terapisinin tedavi süreci Adler’in değişim süreçlerinin çerçevesine paralel olarak dört aşamada organize edilir. İlk aşamada, terapist aileye giriş kazanır ve terapötik atık sürecin kalanı için katılmayı ve yapılanmayı kullanarak basamaklar kurar. İkinci aşama, değerlendirmeye ayrılmıştır. Bu aşamada bilgi toplanır ve aile dinamikleri hakkında kesin olmayan hipotezler formüle edilir. Üçüncü aşama boyunca, aile sorunlarını daha iyi anlar, farkındalıklarını geliştirir ve uyarlanmayı taahhüt eder. Dördüncü aşamada, terapideki değişimler sağlamlaştırılır, terapist aile sisteminden kendisini ayırmaya başlar ve nüksetmeyi önleyici süreçler geliştirir.

 

 

Hedefler

Adler tarzı aile terapilerinde genel hedef hem bireydeki hem de bir bütün olarak ailedeki gelişimi desteklemektir. Özel hedefler her aile için farklılık gösterebilir. Fakat temel olan hedefler şunlardır:

A)     Nedenler, hedefler ve davranışlar hakkında yeni bir anlayışı ve iç görüyü desteklemek,

B)     İletişim, problem çözme ve uyuşmazlık çözümü gibi alanlarda beceri ve bilgi birikimini arttırmak,

C)     Sosyal ilgiyi ve başkalarıyla olumlu bağlantıları arttırmak,

D)     Devam eden büyümeye ve değişime bağlı kalmayı cesaretlendirmek.

Algıları, değerleri ve hedefleri; oyunu, yapıyı ve organizasyonu; sosyal ilgiyi, hissi ve katılımı; becerileri ve davranışları, gücün kullanılmasını içeren çeşitli seviyelerdeki değişimler ile bu amaçlara erişilebilir.

Teknikler

Adler tarzı aile terapistleri aile üyeleri hakkında bireysel bilgiler kazanmak için çeşitli teknikleri uyarlamışlardır. Terapistler, direk gözlem ve yaşam tarzı incelemesiyle dikkatli bir şekilde bilgi elde ederler. Onlar aile dizemlerini ve önceki hatıraları yorumlayabilmek için belli yönergeleri takip ederler. Adler tarzı terapistler danışanların etkileyici davranışlarına bakarlar ve varsayımlarda, tahminlerde bulunarak, açığa çıkararak ve açıklayarak danışanlar hakkında önemli bilgiler elde ederler. Adler tarzı aile terapilerindeki önemli teknikler şunlardır:

Aile Dizimler: Aile bireylerinin, kardeşlerin doğum sırası, aile üyelerinin birbirleri ve ebeveynleri arasındaki ilişkiler, aile şartları; ek ebeveynlik modelleri, çocukluktaki fiziksel, akademik, cinsiyet/toplumsal cinsiyet ve sosyal gelişim ve çocuklukları boyunca hayati anlamlandırmaları hakkında bilgiler elde edilir. Yetişkinin rolleri çoğunlukla doğum sırası, kardeşlerin ve ebeveynlerin kişiliklerinin etkisi tarafından şekillenir.

Erken Dönem Hatıraları: Her bir aile üyesinden, erken çocukluk dönemine ait sekiz tane aniyi paylaşmaları istenir. Bu anıların tanımları, içeriklerine ve gelişimsel olgunluklarına göre analiz edilir. Sıklıkla aile bireyleri anıları kurgularlar; fakat bu anılar yine de kişinin bilinçdışı psikolojik hedeflerini ve ideal kendiliğini tanımlamada yardımcı olmaktadır.

Tipik Bir Gün: Ebeveynlerden ve ailenin diğer üyelerinden tipik bir günlerinin tamamını detaylı bir şekilde anlatmaları istenir.

Cesaretlendirme: Teknikler saygı ve eşitliği yaymak/iletmek için kullanılır. Böylelikle anlama, aile bireylerinde inanç, yardım isteme, mantıklı sonuçları kullanma, dürüstlük, karar verme hakki, hedefleri belirleme, cesaret verme hakki, süreklilik ve cesaretlendirici sözler kullanma desteklenir.

Paradoksal Niyet: Terapist hali hazırdaki bir sorunu ya da semptomu kişiye ödev gibi verir.

Aile Kurulunu Kullanma: Aile toplantıları, sorunların tartışılmasına bütün aile üyelerinin katıldığı bir şekilde, düzenli olarak yapılır. Böylelikle karar verilirken her bir aile üyesinin bakış açısı dikkate alinmiş olur.

Mantıksal Sonuçları Kullanma: Ailelere çocuklarıyla tartışmadan ve eleştirmeden nasıl doğal ve mantıksal sonuçları kullanabilecekleri öğretilir. Örneğin, bir çocuk aksam yemeğine geç kalmışsa bir sonraki öğüne kadar bir şey yemeyebilir.

Yüzleştirme: Terapist yanlış kişisel mantıkları gösterir.

 

Dr.Mehmet TEKNECI

BAÇTE Birey Aile Çocuk Terapileri Enstitüsü

Randevu Talep Formu